25 yaşında bir delilik yapıp anne olmaya karar verip bu yolda emin adımlarla ilerleyen ve kendisi g

aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ŞUBAT AYI İZLEDİKLERİM


Klasik Türk filmi.Ama seviyorum :) Böyle romantik,imkansız,zamansız ve neşeli-duygusal filmleri


Her saniyesinde gözyaşı döktüğüm,aşkın,sevginin ve saygının mükemmeliği...

Toprak Cem ile çok keyif alarak izlediğimiz bir filmdi. Şuan sinemalarda hala,gidin derim :)


Şimdiden iyi seyirler.

Frida Kahlo Hayranı Olmak

21 Maddede Frida Kahlo’nun İç Dünyasına Yolculuk

1. Doğum günü 7 Temmuz


Dört kız çocuğu bulunan bir ailenin üçüncü kız çocuğuydu. 6 Temmuz 1907 yılında Mexico City’nin güneyindeki Coyoacan’da dünyaya geldi. Ama o, doğum günü tarihini Meksika Devrimi’nin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 olarak kabul etti.

2. Tahta Bacak Frida


Frida Kahlo’nun sağlık sorunları daha çocukken başladı. Altı yaşındayken babasıyla çıktığı bir gezinti sırasında ayağı ağaç köklerine takıldı ve yere düştü. Bu olay sonrası çocuk felci geçirdi ve bir ayağı topal kaldı. Bu sakatlık nedeniyle kendisine “Tahta Bacak Frida” denmişti. Frida o günler için “Bir gerçek varsa o da bedenime acının ilk kez o gün girmiş olduğudur” dedi.

3. Karakteri okulda şekillendi


Frida, kendine takılan lakaplar yüzünden hayattan soğuyacak biri değildi. Dönemin en iyi eğitim veren kurumlarından Ulusal Hazırlık Okulu’na kaydoldu. Okulun Frida’nın hayatında önemli bir etkisi oldu. Okul onu, dönemin kültürel ve politik hayatına yakınlaştırmakla kalmadı, sonraları Meksika düşün hayatında etkin olacak isimlerle dostluk kurmasını da sağladı. Aynı dönemde anarşist bir edebiyat grubuna dahil oldu. Bu yıllar, Frida’nın karakterinin oluşmasında büyük rol oynadı.

4. İlk kazasını yaşadı


Tüm hayatını etkileyecek kazayı yaşadığında henüz 18 yaşındaydı. Okuldan eve dönmek için bir otobüse bindi. Yıl 1925, günlerden 17 Eylül’dü. Yanında o dönemki sevgilisi Alejandro Gomez vardı. Her zamanki gibi sıradan bir gün olması gerekiyordu ama olmadı. Bindikleri otobüs bir tramvayla çarpıştı. Otobüste bulunanların çoğu kaza sırasında hayatını kaybetti. Frida ölümden döndü ama bir demir çubuk sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkmıştı. Bunun yanı sıra vücudunda çeşitli kırıklar vardı.

5. Kadife elbise sana çok yakışıyor


Kaza sonrası hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Haftalar, aylar boyunca sürecek zorunlu yatak seansları başladı. Kırıklar nedeniyle uzun bir süre vücudunun büyük bir kısmı alçıda kaldı. Daha sonrasında alçının yerini demir korseler aldı. Yatağa bağımlı olduğu dönemde ailesi ona resim yapması için tuval ve boya hediye etti. “Aslında pek de önem vermeksizin resim yapmaya başladım” diyecekti Frida. Resme acılarını hafifletmek için başladı. Kendisini görebilmek için yatağının üstüne bir ayna koydurdu. O aynaya bakarak otoportreler yaptı. İlk çalışması kadife elbiseli otoportresi oldu.

6. Fil ile güvercinin aşkı başladı


Kaza sonrası 32 ameliyat geçirdi. Sayısız kere doktora göründü, acıları için çeşitli ilaçlar kullandı. İki yılın ardından yeniden ayağa kalkmayı başardı. Hayat mücadelesinin ilk turunu kazanmıştı. Resim yapıyor, arkadaşları ile çeşitli partilere katılıyordu. Bunlardan birinde fotoğrafçı arkadaşı Tina Modotti aracılığıyla dönemin ünlü ressamı Diego Rivera ile tanıştı. Diego, ünü Meksika sınırlarını aşmış bir ressamdı ve Frida, Diego’ya büyük bir hayranlık besliyordu. Ondan resimlerine bakmasını istedi. Bu, Diego ile yaşayacakları uzun ve fırtınalı aşkın da başlangıcıydı.

7. “…Diego kesinlikle çok daha yıkıcıydı”


Diego ve Frida, birbirlerinin hem aşkı hem de yoldaşı oldu. Zaten tanışmalarından kısa süre sonra da evlendiler. Her ne kadar ona aşkı yaşatmış olsa da en büyük acıları yaşatan kişi de yine Diego oldu. Frida, sonraları bu ilişkiyi tanımlamak için “Hayatımda iki büyük kaza geçirdim; biri Diego’ydu ve diğerinde ise bir tren az daha beni öldürüyordu. Diego kesinlikle çok daha yıkıcıydı” cümlelerini kuracaktı. Frida 1931 yılında, evliliklerini resmettiği bir tablo yaptı. San Francisco Kadın Ressamlar Topluluğu’nun yıllık sergisinde sanatseverlerin beğenisine sunulan bu tablo, onun bir sergide yer alan ilk tablosu oldu.

8. ABD’de Meksikalı bir kadın


İkili, Diego’nun aldığı resim siparişleri nedeniyle bir süre ABD’de yaşadı. Frida bu dönemde de resim yapmayı sürdürdü. Ama ABD günleri ilişkilerine pek de iyi gelmedi. Diego’nun sadakatsizlikleri Frida’nın canını yakıyordu. Her ne kadar Diego’dan sadakat değil bağlılık sözü istemiş olsa da, Diego’nun başka kadınlarla birlikteliğini kabullenmek düşündüğü kadar kolay olmadı. ABD ve Meksika arasında bölünmüş hayatını, 1933 yılında New York’ta yaptığı “My Dress Hangs There” isimli eserinde anlattı.

9. Doğmamış çocuğa resimler


Frida’nın hayatında en çok istediği şeylerden biri çocuk sahibi olmaktı. Sağlık sorunları nedeniyle bir kez çocuğunu aldırmak zorunda kaldı. Bunun üstüne art arda iki kez düşük yaptı. Frida Kahlo 1932 yılında yaptığı “Henry Ford Hospital” adlı eserinde, yaşadığı acıyı tüm yalınlığıyla tuvale aktardı.

10. Fotoğrafçı Muray ile uzun soluklu ilişki


Diego ve Frida birbirlerini çok seviyordu ama bu, başkalarıyla birlikte olmalarına engel değildi. Frida 1931 yılında Amerikalı fotoğrafçı Nickolas Muray ile tanıştı. Muray, Meksika’da tanıştığı Frida’ya tabiri caizse ilk görüşte âşık olmuştu. İnişli çıkışlı on yıllık bir ilişkinin ardından Muray, Frida’nın Diego’dan kopamayacağını kabullendi. Muray ilişkileri boyunca Frida’nın pek çok fotoğrafını çekti ve belki de Frida’nın en güzel portreleri hep Muray’ın elinden çıkanlar oldu.

11. Hiç aklımdan çıkmıyorsun ki!


Diego ve Frida’nın ilişkisi gün geçtikçe kötüleşiyordu. Diego’nun, Frida’nın ablasıyla birlikte olduğu iddiaları durumu daha da zorlaştırdı. Frida, Diego ile evlerini ayırdı. Frida çalışmalarına devam etti. Yurtdışında sergilere katıldı. Keyfi yerinde görünüyordu ama hep aklının bir köşesinde Diego vardı. Hatta Frida ona yazdığı bir mektupta duygularını şöyle tarif etmişti: “Seni sevmeye başladığım o günden beri acı çeken bir yüreğim var

12. İsyan, devrim, özgürlük!


Diego ve Frida, iyi birer ressam olmanın yanı sıra dönemin politik hayatının da etkin isimlerindendi. Her ikisi de Komünist Parti üyesiydi. Hatta ülkesinden sürgün edilen Lev Troçki, eşi ile beraber bir süre Meksika’da çiftin yanında kaldı. Ancak Troçki ve Frida’nın ilişki yaşadığı iddiaları bu ziyaretin kısa kesilmesine neden oldu. Troçki ve eşi, Coyoacan’da başka bir eve geçti. Daha sonra Troçki bu evde uğradığı bir suikast sonrasında hayatını kaybetti.

13. Ayrılık da sevdaya dahil


Diego ile evlerini ayırmıştı ama resmen boşanmamışlardı. Diego bir süre sonra bu ayrılığı resmiyete dökmek istedi. Bazı eleştirmenler, Frida Kahlo’nun yukarıdaki resmi boşanmanın etkisiyle yaptığını ve çok sevdiği saçlarını keserek kadının nasıl olması gerektiğine dair söylenenlere karşı ciddi bir eleştiri sunduğunu söyler.

14. Birkaç küçük sıyrık


Frida Kahlo’nun tablolarının her biri, hayatından bir kesite denk düşer. “Few Small Nips” isimli tablosu da bunlardan biri. Bu sefer tuvaline yansıyan, gazetede gördüğü bir haber oldu. Karısını bıçaklayarak öldüren adamın sözlerinden etkilenmişti Frida. Adam mahkemede kendini, “But it was just a few small nips!” diye savunmuştu. Bu sözlerden etkilenen Frida; yaşadığı acıları, çektiği ıstırabı başka bir kadının acısında buldu.

15. Rengi gören adamla rengi giyen kadının hikâyesi


Diego rengi gören adam, Frida da rengi giyen kadındı ve 1922 yılından beri…” Bu cümleler, Frida’nın Diego’ya yazdığı mektuplarından birinde geçiyor ve devam ediyor: “Yaşanan tüm saatlerden sonra. Vektörler asıl yönlerinde devam ediyor. Hiçbir şey onları durdurmuyor. Canlı histen başka bir bilgileri yok. Tek istedikleri bir yerde buluşana kadar devam etmek. Yavaşça. Büyük bir huzursuzlukla ama altın parçanın her şeye kılavuzluk ettiğine dair güvenle. Hücresel bir diziliş var. Hareket var. Işık var. Tüm merkezler aynı. Budalalık diye bir şey yok. Her zaman olduğumuz ve olacağımız gibiyiz. Aptal kadere bel bağlamıyorum
Yukarıdaki resimde merkezde Diego var, aynı hayatında olduğu gibi. Meksika tarihinden sembollerin de olduğu resimde Frida, Diego’yu sevgiyle kucaklıyor; hiç sahip olamadığı çocuğunu kucaklar gibi.

16. Acısı hiç dinmeyen “yaralı geyik”


New York’ta geçirdiği operasyon Frida’ya sağlığına yeniden kavuşacağına dair umut verdi. Ancak Meksika’ya döndükten sonra ağrıları dinmedi. Hem fiziksel hem de mental olarak ağrılarla boğuşan Frida, derin bir depresyona girdi ve “The Wounded Deer” isimli tablosunda kendini geyik vücudunda resmetti. Vücuduna oklar saplanmış bir halde ormanda gezinen bu geyik, Frida’nın içinde bulunduğu ruh halini de gözler önüne serdi. Bu tabloda çaresizlik ve umut bir aradaydı. Kimi eleştirmenler, bu resimde Frida’nın kaderini değiştirme gücü olmadığını anlatmaya çalıştığını söyler.

17. Gözyaşları sel oldu tuvale aktı


1944 yılında Frida, kırılan kemiklerinin iyileşmesi için 5 ay boyunca çelik bir korse giymek zorunda kaldı. “The Broken Column” adlı eserinde kendini bu çelik korseyle birlikte resmetti. Diğer resimlerinden farklı olarak bunda ne renkli arka planlar ne hayvanlar ne de başka bir şey vardı. Frida yalnızdı ve acı içindeydi.

18. İki kadın tek Frida


Diego ile ayrılığın acısı öyle büyüktü ki, Frida’nın elinde bu acıyı hafifletmenin tek bir yolu vardı; resim. Frida, “Two Fridas” adlı tablosunda, o dönem yaşadığı ikilemi, öfkeyi aynen ortaya koymuştu. Tabloda yer alan iki kadın, Frida’nın iki halini sembolize ediyordu. Sağdaki kadın daha geleneksel bir kıyafet içindeydi ve elinde Diego’nun çocukluk resmini tutuyordu. Soldaki kadın daha Avrupai bir kıyafete sahipti. Kadınlar birbirine kalpten bağlıydı. Soldaki kadın elindeki makas ile kalbinin kanamasını durdurmaya çalışıyordu ama elbisesi kana bulanmıştı bile. El ele tutuşmuş, oturdukları yerden bizlere bakan bu kadınların tek dostu, yine kendileriydi.

19. Mücadeleyi hiç bırakmadı


1950’li yıllara gelindiğinde sağlık durumu daha da kötüleşmişti. Omurgasındaki sorunlar nedeniyle 9 ay hastanede yattı. 1953 yılına gelindiğinde hayat Frida için pek de cömert sayılmazdı. Yurtdışında sergiler açmış bir ressam olarak ülkesindeki ilk sergisini o yıl gerçekleştirebildi. O dönem yataktaydı ve kesinlikle çıkmaması gerekiyordu. Ancak Frida’nın, kendi ülkesindeki ilk sergisinin açılışını kaçırmaya hiç de niyeti yoktu. Madem yataktan çıkamıyordu, o halde yatağı ile sergiye giderdi. Aynen öyle yaptı. Ancak birkaç ay sonra sağ bacağını kaybetti.

20. Yaşasın Hayat!


Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te akciğer embolisi nedeniyle hayatını kaybettiğinde henüz 47 yaşındaydı. Geride 55’i otoporte olmak üzere 143 tablo bıraktı. Öldüğü yıl yaptığı “Yaşasın Hayat” isimli bu tablo, onun hayata bakışını özetler gibiydi.

21. Bonus: Karşınızda Frida




BAYRAM TATİLİ,GEZMELER,TOZMALAR


Herkesin geçmiş bayramını kutluyorum.Tatilde olduğum için pek bayram havasında olamadım :)
Neyse ki güzel mi güzel bir tatil geçirdik dostlarla. Bu yıl plansız olan tatilimiz,yakın dostlarımızla oldu.Planlasak denk gelmezdi. Birkaç güne çok şeyler sığdırdık.Muğla,Ortaca,Dalyan,Dalaman,Denizli,Pamukkale derken bayram trafiği ile çileli yolculuğumuzu 21 saate tamamladık. Şikayetçi miyim aslaaaaaaa.Üç saatlik uyku ile çalışıyorum ama güzeldi ki :)

Dalyan'da aşk başkadır

Dost aşkı :)

Pamukkale Traveller

Banu Alkan pozu ver bakim :P

Kitap okuma alışkanlığım hız kazandı.Tatilde okuma şansım pek olmadı.Malum çocuklar,kısa bir süreç tadını çıkarayım dedim.Gitmeden Sabahattin Ali ''Kuyucaklı Yusuf'' kitabını ablamın tavsiyesi ile okudum.Güzeldi. Sabahattin Ali kitapları damağımda güzel bir tat bırakıyor. Ben bende merak duygusu uyandıran ''yaaa biran önce okumalıyım ne oldu acaba'' sözlerini uyadıran kitapları,yazarları seviyorum.Yazarın eserleri de tam olarak öyle.Şimdi yine ablamın tavsiyesi ile Paula Hawkıns ''Trendeki Kız'' kitabına başlayacağım.Çok güzel olduğunu söyler ablam,okuyup yorumları paylaşırım.Gerçi merak edenler ablamın bloğundan yorumları okuyabilir. İyi bir okuyucu ve kitap yorumlayıcısıdır ;)


Yolculuk esnasında Koray Avcı cd dinleme imkanı buldum. Gerçekten ''sesi gülen adam'' tabirine çok uygun.

Herkese iyi haftasonları,sağlıkla kalın :) 



BİRİSİ BİTER,DİĞERİ BAŞLAR KİTAP GÜNLÜĞÜM



Günaydın ;
Haftayı Serenad ile kapattım. Zülfü Livaneli yine döktürmüş.Kalemine sağlık gerçekten. Hiç sıkılmadan her sayfasını sabirsızlık ile bekledim. Neyse ki artık bir kitap ile ilgili hafızam doldu :)




Akşam şöyle okunmamışlara göz gezdireyim derken Sabahattin Ali denk geldi. Kürk Mantolu Madonna'dan sonra araya bir şekerleme yapmam lazım diye başlamak istedim. Akşama servis yolunda bakalım kaç sayfa okunacak. Okuduktan sonra yorumları yazacağım. 
Sevgiler iyi hafta sonları herkese

KUTLAMALAR,DÜĞÜNLER,GEZMELER BEREKETLİ AY MAYIS

Herkese merhabalar;

Uzun oldu yazmadım,daha doğrusu yazamadım. O kadar yoğundu ki inanın gücümün bir an tükeneceğini filan hissettim. Öncelikle çocukluk arkadaşım ve işyerinden bir arkadaşımız evlendi. Bir ay içerisinde iki düğün hiç bana göre değilmiş :)

şımarığım ben ya :)

hayırlı kandiller
Hafta sonu birde Burgazada yolculuğumuz vardı.Gitmeyenler için şöyle bir ada havasını sakinlikle alayım derseniz tavsiye ederim.


kollarımı sadece güven dolu kişilere açtım,huzur ortamında

yılın pozu bizim çocuklardan

Çocukluk arkadaşım evlenirken çok etkilendim. Ya biz ne ara bu kadar büyüdük filan oldum. Çok mutlu ol Dİleğim!
Dilek,Eda ve ben :)
Sonra işyerinden arkadaşın düğünü oldu.Takı merasimi ve tebrik ardından çıkmak zorunda kaldık. Malum çocukla düğün faslı kısa sürüyor.Sizlere de mutluluklar Yaşar Bey :)


Kalkancı ekibi olarak düğün faslımız :)
Gelelim evliliğimizin 6. yılını kutlamaya.Her yıl özenli hazırlanmalar,mekan ayarlamalar derken bu yıl kararsızdık.Eşim sürekli ne yapmak istediğimi sordu.Hiçbirşey! Tamamen birlikte olmamız yeterliydi. Bir kahvaltı veya bir akşam yemeği olabirdi. Neyse eşim Perşembe akşamı erken çıkınca eee hadi bi yerlerde takılalım dedik. Bilenleriniz vardır Maltepe de Mahallenin Muhtarları sokağı var. Çok güzel bir mekan keşfettik.Dekoru tamamen Alaçatı gib.Maviler ve beyazlar,deniz kabukları ile süslenmiş bir balıkçı.  Oturduk hadi gelmişken kutlayalım dedik. Başladık iki tek atmaya.Aman Allahımmmm. Hayatımda ilk defa yediğim balıktan,içtiğim rakıdan bu kadar keyif aldım. Nasıl özlemişim eşimle salaş bir mekan keyfini sürmeyi.Derken koskoca 6. yılımıza da keyifle girdik...

canımdan ötem


Araya filmler aldım.Çok etkilendiğim film Delibal. İzlemek isteyenler için tavsiye ederim.Eğer keyifli olsun birde güleyim derseniz Dedemin Fişine de bir göz atın derim.Herkese keyifli haftalar...
kahvesiz olmaz ki



Delibal






BİR DOLU KAÇAMAKTI BİZİMKİSİ :)




SEVGİLİMMMMM


Günaydınnnnnn;
Uzun süreden sonra eşim ile bir Kadıköy kaçamağı yaptık.Eşimin bir gün öncesi ''Farkında mısın artık birbirimize vakit ayıramıyoruz,her şeyimiz Toprak Cem oldu'' demesi ile birlikte aslında bir çocuk büyütmenin anne babalar için ne kadar uzaklaşma aşamasına geldiğini farkettik. İkimiz de.Dün akşam bekarlık dönemimizde ki gibi vazgeçilmezimiz Kadıköy sokaklarına attık kendimizi.Beni büyük bir aşkla bekleyen eşimle el ele kol kola dolaştık.Soluğu Mercan Kokoreçte aldık. Bir şeyler atıştırdıktan sonra Leman Kültür açılmış,duymuştuk fakat gitmek nasip olmamıştı diye orayı tercih ettik.O kadar güzel bir cafe yapmışlar ki,dakikalarca etrafı seyretmekten kendimizi alı koyamadık. Neyse oranın şefi ile tanıştık.Seyit Bey. Yurtdışında yaşamış,artık yaşamını ülkesine dönerek sürdürmeye karar vermiş birisi.Aksanı o kadar güzeldi ki iletişim kurmak keyifli oldu.Bize bomonti-çilek-nane karışımından kokteyl hazırladı. Tek kelime ile ba yıl dıkkkkkkkkkkk. Şiddetle tavsiye ederim. Kadıköy de otelde kalıyormuş. Kartımı verdim ev bulacağım kendisine :)

Eşimle uzun uzun sohbet etmeye başladık,fotoğraflar çekildik. Bu aralar eşimin Yaradanı sorgulaması, nedenleri,niçinleri başladı.Sohbet derinleşti,konuştuk,atıştık ve eksikliğimizin farkına bir nebze de olsa vardık.Aslında biz ebeveynler ne kadar çocuklarımıza adıyormuşuz kendimizi. Yeni bir karar alarak ayrıldık mekandan. Bundan sonra sık sık kaçamak yapacağız. Daha erken buluşup daha derin mevzulara dalacağız. Gecenin ilerleyen saatlerinde el ele kol kola evimize döndük. Tabi hemen oğluma sarılıp vicdan muhasebesi yapmakta kendimi alı koyamadım :) Annelik işte hiç vazgeçilmeyecek birşey.
Sağlıkla,sevgiyle en önemlisi de aşkla kalın...