25 yaşında bir delilik yapıp anne olmaya karar verip bu yolda emin adımlarla ilerleyen ve kendisi g

sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

GÜNAYDINNNNN :)

Herkese günaydın;

Hazır fırsatını bulmuşken iki kelam edeyim dedim. İş yoğunluğum azalmaya başladı. Daha hakim olarak benim de neredeyse birinci ayım dolmak üzere.
Diksiyon kursum bitti. Şahane bir sunum,sınavlardan alınan 95-100 puanla sanırım güzel bir eğitimi tamamladım. Bana kattığı mı? Saymakla bitmeyecek derece de fazla şeyler var. Mesela;
Malumunuz bir firmanın yönetici asistanlığını yapıyorum. Şimdi gelen telefonlarda insanlara ilk olarak '' Kalkancı, Sevda ben,size nasıl yardımcı olabilirim'' arayanlar direk konuya giriyor. Tabi diksiyon öğretti ya ''size hitap edebilmek için isminizi öğrenebilir miyim'' ile aslında bende karşımdakine güzel şeyler kattığımı öğreniyorum. İyi ki bizi biz yaptınız Suzan hocam.
Neyse gelelim işe başladığımdan itibaren serviste yalayıp yuttuğum kitaplarıma. İlk olarak Asta'nın Günlüğünü bitirdim. Harika harika harika bir eser.
İkinci olarak Hayvanlar Çiftliği. Bende çok bir şey ifade etmedi desem yeridir. Sanki böyle araya alınmış,yense de olur yenmese de tarzı bir eserdi. sonra Sol Ayağım kitabını okudum. Yine muhteşem bir eserdi. Peşine İnsanlar ve Fareler. Yani bunun içinde ehh diyebilirim .Şimdi elimde Enginar Mevsimi var. Aaaaa bak bu eser için söylenecek çok şeyim var. ama bitmesini beklemem lazım. Sanırım bu yıl hedeflerimin fazlasına ulaşacağım. Tavsiyelerinize ihtiyacım varrrrr.

Bu hafta dostlarla yine bir Kadıköy Leman Kültür yaptık.Oranın bir müdürü var. Seyit Bey. Yıllarca yurt dışında yaşamış. Şimdi geri dönüp artık burada yaşamaya karar vermiş. İyi ki de böyle bir karar almış.Sayesinde gittiğimizde enfes çilek nane karışımı bomontisinden yudumluyoruz. Bu mekanı çok seviyorum. Kadıköy'ün üstümde ki etkisinden midir,mekanın samimi ve çekiciliğinden midir bilemedim. Ama bana çok iyi geldiği kesin.
Bu hafta yengesinin kuzusu geldi.Umayımmmmm ''yenge'' demeyi öğrenmiş.Kuzum benim şaka maka 2 yaşına girecek ya. Çok sevdiğimmmmm. Güzel kızım. Gelince iki çocuklu anne gibi oluyorum. Oğluma ''abiş'' arada banada ''anniş'' diyor ya ölüyorum resmen. Sıkıştırdığım köşe de yiyip bitiriyorum ballı lokmayı. Tabi oğlumun da artık büyüdüğünü kocaman bir abi olduğunu görmek ayrı bir mutluluk.
Benden haberler böyle.Yakın da şu öğrendiğim ''mim'' olaylarına da bir el atacağım :) Sevgiyle kalın,iyi hafta sonları...
yeni köşem ve her zaman ki gibi kahvem

biten bir bere daha :)

böyle aşk ile bakan adama hayran olmamak elde değil,solyanım

biten diksiyon ses kutluyoruz

dostlarla kaçamak

canparçalarım

yöneticilerim,pek tatlıyız ki 



YARDIM KAMPANYAM

       
           

                     https://www.facebook.com/groups/915526955168859/

Yukarıda ki linke tıklayıp sizlerde destek olabilirsiniz.Ben inanarak başladığım bu yolda ilk adımı attım,bugün Bursa Eşref Ergin İlk-Ortaokulu 30 çocuğun ayağını soğuktan korudum.İhtiyaç doğrultusunda ulaştığım güzel insanlar ile bu yola ilk adımımı attım.
Tesadüfen bir forum sitesinde gördüğüm öğretmene ulaştım. Konuştum Bursa'da öğretmenlik yaptığını aslında doğuda ki kadar ihtiyaç sahibi çocuğun olduğunu söyledi.Ben bu işe kitap toplayarak başlamak istedim.Bu grubu kurdum 500' e yakın insanı kitap kampanyası için davet ettim ve gördüm ki insanlar çok duyarsız.Üzüldüm ama ümidimi yitirmedim.Gerek arkadaşlarıma,gerek sosyal medyaya gerekse gittiğim kuaföre kadar kampanyadan bahsettim.Derken dün öğretmenimden mail aldım.Bana inanmıştı ve eksik listesini göndermişti.Kabul ediyorum ilk başta listeyi görünce korktum ''ya başaramazsam?'' diye.Öyle ya daha kitap toplamayı başaramamıştım.Derken hemen çalışmalarına başladım.Çok sevdiğim saydığım bir abim vardı.Direk onunla paylaştım.Sayfasında yayınlamaya başladığı an  30 adet bot için destek veren birisi çıktı.Sonuç mu? Aşağıdaki fotoğraf anlatıyordur :)
Biz bugün 30 çocuğun ayağını üşümekten kurtardık.




Hemen kargosunu gerçekleştirdi.İnanın başardım.Hala yüreği yardım için atan birileri varmış.Gördüm.Şuan eksik kalan şey 7 - 12 yaş kız ve erkek mont ihtiyacımız.Belki sizlerinde elinizde çocuklarınızın giymediği montlar,kitaplar vardır.Sizlerde çocuklar için bir umut olabilirsiniz.Ne dersiniz!Hala vicdanınızın olduğuna inanarak destek olmanızı temenni ediyorum.''çocukları bunaltacak tek şey sevdimizdir'' sloganı ile...

Eşref Ergin İlk-Ortaokulu Ahmet Yesevi Mahallesi Balat Caddesi No: 30. Nilüfer/BURSA
adresine gönderebiliyorsunuz.

Hepinize şimdiden iyi yıllar,bol destekli günler diliyorum.Grubuma bekliyorum.Sevgiler...


BİTEN BİR KİTAP,İŞ YOĞUNLUĞU,TÜKENDİKLERİM...

Herkese Merhabalar;

Bende durumlar yoğun bir o kadar da keyifli.İş konusundaki yoğunluk hayatıma farklı tecrübeler katmakta.Bir önce ki işimde malum icra memurluğum bir kıyım dönemiydi diyebilirim.İnsanların mecburi yada zor şartlar için kullandıkları kredi kartları ve çektikleri kredilerin tahsilatını gerçekleştiriyordum.Çoğu hikayeyi dinlerken gözlerim dolu dolu oluyordu.Çok zor şartlarda o paraları tahsil etmek hayatın çok acımasız olduğu kanaatine bir kez daha vardırdı.Tecrübe oldu mu oldu.Şimdi ki işim ise insanlara güzel şeyler kazandırmak.Teknik Yapı Projesi içerisinde satış ve kiralama yapmak.Çok keyifli.Aramalarım,insanlara sunulan daireler,yatırımcılar için hayalleri süslemek...
Gerçekten de çoğu zaman bir yuvanın kurulmasına vesile oluyorum.İlk başlarda emlakçıların çok gereksiz olduğu kanaatindeydim.Fakat işin içerisine girince aslında görüldüğü kadar da kolay olmadığını öğrendim. Her gün yüzlerce kişi ile diyalog içinde olmak,gittiğim diksiyon kursunu destekledi.Bu arada sözü gelmişken diksiyon kursuna gidiyorum/ruz.Annem ve teyzem de dahil eğlenerek geçirdiğimiz eğitim serüvenimiz var.Hocamız çok kıymetli.Çok fazla şeyler katıyor bana/bize.Artık kursun yavaş yavaş sonlarına gelmiş durumdayız.Sınav ve sunum ile bu serüveni tamamlayacağız inşallah.Ben ''Sosyal Medya Bağımlılığı'' sunumunu hazırlıyorum.Aslın da kullanım amacı doğru yapılınca ne kadar güzel şeyler olabiliyor onu destekliyorum.Dilerim sunumu gerçekleştirme adabım da düzgün olur ve sertifikamı alırım.Diyaframdan nefes alıp,konuşma ve okumanın güzelliğine vardım.Tavsiye ederim.O dersler de çalıştığımız MMMMMMMMMMAAAAAAAAAAANNNNNNNNNNNN nefes açma çalışmaları,mumu söndürmeden çıkardığımız sesler,tekerlemeler,tiyatro sahneleri ile vurgulamalar 2 haftadır derse katılan oğluma bile keyif veriyor :)
Malum bir önceki yazımda bahsetmişimdir.satışı için aldığım portföylerimizden birisi yazardı.Ayşegül Çiçekoğlu'nun hediye ettiği kitap Sen Benim Kaderimsin bitti.Okudum fakat pek umduğum gibi değildi.Kitabı okurken resmen Türk dizisi izledim gibi oldu.Diğer kitaplarını okumak istiyordum ama düşüncem değişti.Bu tarz kitap okumaktan keyif alan var ise tavsiye ederim.
Yeni bir yıl yaklaşıyor.Bende pek bir yeni yıl kutlama durumları yok.Her yıl ablamlar da oluyoruz.Bu yılda aynı plan var bakalım.Yeni yıldan tek dilediğim sağlık.Umarım kayıpsız sağlık dolu bir yıl olur.
Tükendiklerim...
Kelimelerin bile kiyafetsiz kaldığı şeyler var bende bu sıralar.Yanlış insanlar,yanlış değerler ve hakkımda düşündükleri.Kişilik olarak hatır gönül bilen ama bir o kadar da asi birisiyimdir.Evet kabul ediyorum asabi bir yönüm var ama bana yanlış yapıldığında!Kaldıramıyorum arkadaş.İnsanların seviyormuş gibi yapmalarını,yalan ve göstermelik sevgilerini (daha doğrusu seviyormuş gibi yapmalarını) kaldıramıyorum.Bende bitip tükenenler çok fazla.Sessizliğim bir çığ gibi büyüyor.Buda verdiğim kararların ne kadar doğru olduğunun göstergesi.
Ne demiş Mevlana;
Beni bilen bilir bilmeyen de kendi gibi bilir.Ne kadar anlamlı ve güzel şeyler düşündüren bir sözdür.
Kadrinizi kıymetinizi bilen insanlar ile sağlıklı,mutlu yarınlara sevgi ile kalın...

ARTIK YENİ EVİMİZDEYİZ

Biz artık hayata bu balkondan bakmaya başladık.Yeni evimize sağlık ve huzur temennileri ile girdik.İnanılmaz keyif alarak yerleştirdik eşyalarımızı.Toprak Cem de hemen alıştı evimize.Hatta artık kendi odasında uyumaya başladı.Malum yeni ev yeni kurallar olmalı.Yoğun bir dönemin içerisinde olduğum için vücut sinyalleri gönderdi ve boğazlar enfeksiyon kaptı :( Dün ses kısıklığım vardı.Antibiyotik başlamama sebep olacak kadar. Malesef oğlumda aynı şekilde.Çok ilaç kullanma taraftarı olmasam da bu yıl kullandığımız ilaçların haddi hesabı yok diyebilirim.Neyse ki okulun ilk yılı ve bu şekilde bağışıklık kazanacağı bilincinde olarak dirayetliyiz.Tek problemimiz cocuk felci salgını için bölgemizin risk altında olmamasından aşı yapılmaması.Biz endişeli olduğumuz için özelden bu aşıyı yaptırma kararı aldık eşimle.Bilgisi olan varsa yorumlarınızı bekliyorum.
Evimiz yerleştikten sonra yaptığım değişiklikleri sizlerle paylaşma günü geldi sanırım :) Kahve krem klasik mobilyalarımı gerek mimar ve gerek eşim yakın çevremle kararlaştırıp kombinledik.Salona çiçekli storlar taktırdık.Harika oldular,linkini paylaşıyorum fikir olabilir.

http://www.enmodaperde.com

Mutfağımız için kırmızı sade bir sarkıt,çiçekli goblen kumaş perde çok güzel bir hava kattı.Ve bizim için saglık acısından değiştirdiğimiz yatağımızda tüm yorgunluğumuzu alan şey oldu.En önemliside küçük odamızı okuma ve film yaptık.İnanıyorum cok okuyacak,cok film seyredeceğiz.
Bizden şimdilik bu kadar keyifli haftalar diliyorum :)



YAĞMURLU HAZİRANDAN GÜNAYDINLAR :)

Günaydınnnnnnn;
Gercektende fotografta anlatıldıgı gibi bir hava yasıyoruz.Artık mevsimler ne kadar dengesiz.Ne ilkbaharı,ne yazı,ne sonbaharı,ne kışı düzenli yasayamıyoruz.Üzücü bir durum.Bol yagıslar azalan barajlarımızı doldurmaya yarasa bari.
Yogun gecen bir hafta,nihayet bugun son calısma günü.Okul,ev,iş üçlemesi ile hayat bizde aynen devam ediyor.Hala tasınamadık.Evimiz için alısveris yapma heyecanı ile beklemekteyiz.Neyse gec olsun güç olmasın.

Değinmek istediğim konu:Çocuklarda yemek!Bizimde emzirme dönemini bitirdiğimiz andan itibaren hala çözemediğimiz bir konu.Neyseki okula baslaması ile biraz biraz nefes alabildik.Paylaştıgım yazı alıntıdır(www.zihinselgelisim.com) dilerim yararlı olur.

Keyifli haftasonları,iyi okumalar :)

Bazı annelerin çocuğun kilosu ve yeterli beslenememesi ile ilgili endişeleri, yemek satini anne ve çocuk için kabusa dönüştürebilir. Saplantıya dönüşen bu endişe ile bazı anneler, çocuğun geri çıkardığı meyva suyu miktarı kadar meyva suyunu ona tekrar içirmeye çalışırlar veya çocuk okul çağına gelinceye kadar onu ezilmiş gıda ile beslemeyi sürdürebilirler.
Çocuğun az da olsa kilo kaybetmesi ve çeşitli gıdalardan belli ölçülerde almaması yine bazı annelerin kendi annelik becerilerini sorgulamalarına yol açabilir. Yemek sırasındaki nazlanmalardan yorgun düşen anneler giderek kendilerini beceriksiz, yetersiz anne olarak görerek, istemeden de olsa dizginleri çocuklarına teslim ederler. Artık hedef “yeter ki yesin”dir. Çocuğu televizyon seyrederken, resim yaparken, oyun oynarken ya da yerde yememek için tepinirken zorla yediren, elinde tabak veya çatalla çocuğunun peşinden koşturan, yediği taktirde oyuncak alan, yalvaran, yemediğinde çok üzüldüğünü söyleyen, tehdit eden, her türlü kaprise boyun eğen anne sayısı az değildir.
Annenin yemek konusundaki aşırı duyarlılığı, bir yandan yemek yemeyi sorun haline getirir, öte yandan da anne-çocuk, anne-baba hatta aile-çocuk iletişimini zedeler. Sevmediği yemeği yemesi için ya da yeterli derecede yediği halde, tabağını sıyırması için zorlanan çocukta yemeğe karşı olumsuz bir tutum meydana gelir. Bu olumsuzluğun temelinde istenmeyen bir şeyin zorla yaptırılması yatar. Çocuğu yemek yemesi için zorlamak, onda tam tersi bir tepkiye yol açar. Zorlama ne kadar sık tekrarlanırsa, çocuk annenin bu konudaki duyarlılığını ne kadar çabuk fark ederse yemek yemeği o kadar şiddetle reddeder. Aynı çocuk okulda ya da yemeğe karşı aşırı duyarlılığı olmayan bir başka yetişkinin yanında kendi kendine hiç sorun çıkarmadan yemek yiyebilir. Bu durum yemek yedirmekte zorlanan anneleri şaşırtır, hatta kızdırır. Yemek konusunu sürekli gündemde tutan, başkalarıyla da bu konuyu çocuğun önünde tartışan anneler, çocuğun yemek konusundaki zıtlaşmasını daha da arttırırlar. Çocuklarla asla inatlaşmamak gerekir. Onlar anne babaları kadar yorgun ve sinirli olmadıklarından ve sadece o konuya odaklanabildiklerinden hep kazanırlar. Ancak tutarlı davranmayı beceren anne-babalar istediklerini yaptırmayı başarırlar.
Durumu dramatikleştirmeyin, kendinizi suçlamayın, kendinizi bir önceki kuşağın baskılarından koruyun, kendi çocuğunun her şeyi yediğini iddia eden arkadaşlarınızı dinlemeyin, umudunuzu kaybetmeyin. Çocuk eğitiminde kalıplardan kaçının, birkaç öğün az yemekle, bir tek o gün sebze yememekle, bir gün et yememekle ya da süt içmemekle çocuğun kilo kaybedebileceği ya da sağlıksız büyüyebileceği gibi yanlış bir saplantıdan kurtulun. Zorla yemek yedirme sonucu oluşacak kısır döngü içinde, çocukla aile arasında iletişimin bozulabileceğini ve sağlıksız beslenme ortamının çocukta öfke nöbetlerine sebep olabileceğini unutmayın. Yemek saatine yakın, benzer krizler yaşanacak stresiyle evde gergin bir hava eseceğini unutmayın, yemek saatlerini günün kabusu haline getirmeyin. Baskıyla, rüşvet ya da tehditle yemek yedirmek ne beden sağlığına, ne de ruh sağlığına yarar sağlayacaktır; tersine zararlı olacaktır.
Bütün gün yemek yemeyen çocuğunun en azından sütünü içiyor olması bazı anneler için en büyük teselli kaynağıdır. Ancak çocuk için en yararlı besinlerden biri olan süt, günde yarım litreden fazla içildiğinde, çocuğun diğer yiyeceklere karşı iştahını yok edecektir. Yemek yemese de, istediği kadar süt içebileceğini bilen çocuk, istemediklerini yememekte direnmeye devam edecektir.
ÇATIŞMALARI ENGELLEMENİN YOLLARI
  • Çocuk kaşığı tutup ağzına götürmeyi başardığı andan itibaren (yaklaşık 1 ;5 yaş) yiyebilir kendi kendine yemesi için teşvik edin. 2-2.5 yaşından başlayarak kendi sandalyesinde, kendi derin tabağında, döke saça da olsa bütün yemeğini kendi kendine yemesine fırsat verin. Bunun için gerekli olan sabrı gösterin.
  • Yemek ortamının sakin, keyifli, stressiz olmasına özen gösterin. Aile üyelerinin aynı sofrayı paylaşmasını sağlayın; yemek saatinde olmuyorsa en azından meyve saatinde beraber olmaya özen gösterin. Televizyonun kapalı olmasına ve tüm ailenin bir arada olabildiği bu zamanın günlük olayların paylaşıldığı, duygu ve düşüncelerin aktarıldığı bir sohbet havasında geçmesine özen gösterin.
  • Kendi kendine yemek alışkanlığını oturtmak için, büyük bir tabağa çok az miktarda yemek koyun; hem tabağındaki yemek miktarı çocuğun gözünü korkutmamış olacak, hem de çocuk tabağındakini yiyip bitirmiş olmanın keyfini yaşayacaktır. Sofrada sevdiği türden yemeğin bulunmasına dikkat edin. Çocuğa bu alışkanlığı kazandırdıktan sonra, sevdiği yiyeceklerle beraber yemesi gereken diğer yiyeceklerden de tabağına koyun ve bunları yemediği takdirde sevdiği yiyeceklerden kesinlikle daha fazla vermeyin. Bir süre sonra karnını doyurması için diğer yiyeceklerden de denemesi gerektiğini öğrenecektir. Tüm bunları yaparken oldukça sakin bir ses tonuyla yumuşak bir yaklaşım sergileyin. Çocuğunuzun kendi tabağına istediği kadar yiyeceğini koymasına izin verin.
  • Sofraya gelmek istemeyen çocukla güç mücadelesine girmekten kaçının, televizyondaki program bitince ya da saat çalınca sofraya oturulacağını ona anlatın. O sofraya gelse de gelmese de siz yemeğinize devam edin. Bitirdikten sonra ya da saptadığınız bir süreden sonra sofrayı kaldırın. Zamanında gelemiyorsa bir sonraki sefer için yüreklendirin ve bir sonraki öğüne kadar farklı bir yiyecek vermeyin.
  • Yemek yerken onun tabağıyla ilgilenmemeye hatta ona bakmamaya özen gösterin. Yediğinde yemediğinden daha çok ilgi göreceğini öğretmek için daha önce yemediği herhangi bir şeyi yediğinde ya da tabağındakini bitirdiğinde onu yüreklendirin, yemediğinde veya az yediğinde onunla ilgilenmeyin.
  • Okul öncesi çocukların zevklerinin bir gecede değişebileceğini, çocuğun bir gün favorisi olan bir yiyeceği ertesi gün geri çevirebileceği gerçeğini doğal karşılayın. Yiyecekleri zaman zaman seçmesine izin verin. Yeni besini çocuk açken ve az miktarda verin. Çocukta herhangi bir olumsuz tepki görülmezse miktarı arttırın. Yeni bir besine alıştıktan birkaç gün sonra yeni bir besin deneyin. Daha az sevdiği yiyecekleri farklı şekillerde hazırlayın. Her yeni yemekten mutlaka bir kaşık tatmasına çaba gösterin ancak tattıktan sonra hiç hoşlanmadığı bir yiyecekte ısrarlı davranmayın. Gerçekten sevmediği bu yemekler sunulduğunda kibarca reddetmesini öğretin. Ayrıca alerjisi olduğu yemekleri kararlılıkla reddetmesi gerektiğini de öğretin.
  • Belli bir gün yemek listesini onun hazırlamasına izin verin. Belki de sizin hazırladığınız birkaç seçenekli bir listeden o karar verebilir.
  • Çocuğunuzu öğünlerde yemek yemeye alıştırın, yemek saati kavramını yerleştirin. Böylece vücudu ona yemek yeme zamanının geldiğini söyleyecektir. Öğün aralarında verilen abur cuburu kısıtlayın, her an ağzına bir şey tıkıştırmaktan vazgeçin, sevdiği çikolatayı öğün sonralarına saklayın.
  • Siz de öğün atlamadan, masa başında ve sağlıklı yiyecekler yiyerek ona örnek olun.
  • Çocuğunuzu alışverişe, planlamaya, sofra hazırlamaya ve servise yardıma teşvik edin. Çocuk hazır olur olmaz onu bekletmeden hemen yemek koymaya özen gösterin.
  • Damak zevkinin zamanla değiştiğini unutmayın. Çocukların çoğu büyüdükçe yeni lezzetler denemeye ve eskiden reddettiklerini tatmaya başlarlar. Sabırlı olun.
Bu önerileri uygulamaya karar verdiğinizde her konuda olduğu gibi burada da kararlı davranmak yani geri adım atmamak çok önemlidir. Bir süre kararlı davrandıktan sonra pes edip çocuğun kaprisine boyun eğmek işinizi zorlaştıracak, yemek alışkanlığının yerleşmesini geciktirecektir. Kararlı davranmak, sakin olmak ve çocuğun yemek sorununu umursamıyor görünmek ise yemek saatlerini kabus olmaktan kurtaracaktır.
Okul öncesi dönemde sorun olarak ortaya çıkan beslenme problemleri, ileriki yıllarda daha ciddi sorunlara dönüşebilir. Anne ya da babasıyla ilk çocukluk yıllarında yemekte güç mücadelesine girmiş olan bir çocuk, büyüdüğünde ya da ergenliğinde beslenme bozuklukları geliştirebilir.
Küçük yaşlarda yemek sorunu yaşamış veya yaşamamış olan ergeniniz uzun zamandır iştahsızsa, kilo kaybetmişse, kendisini banyoya kilitleyip kusuyorsa veya yememekten yorgun düşmüşse önce bir çocuk doktoruna; tıbbi açıdan bir problem yoksa bir psikoloğa başvurmayı ihmal etmeyin.