25 yaşında bir delilik yapıp anne olmaya karar verip bu yolda emin adımlarla ilerleyen ve kendisi g

Bir Bayram,Bir Düğün...

Herkese Merhaba,
Geçmiş bayramınızı kutlayarak sevgiyle kucaklıyorum :)

Bayram öncesi ve sonrası o kadar yoğundu ki. ama hepsi tatlı telaşlardı.
Bu bayram küçük bir Karadeniz turu yaptık.Üç güne koca şeyler sığdırdık.
Peşine birde Rabişimiz'in düğününü yaptık. Bursa inanılmaz güzel bir düğün yaşadı.Düğün fotoğrafları ve detayları bir sonra ki yazıda uzun olacak çünkü çok keyifli bir aile ile iç içeydi :)



Zonguldak-Ereğli

Amasra

Safranbolu/Yörük Köyü

Safranboludan bir anne oğul geçti :)

Safranbolu Cinci Hanı

Kristal Cam Teras

Amasra Kalesi

Safranbolu sabah saatleri

Bu çekik gözlüler bir harika dostum

Ucurum 

Aaaaa oda neymiş :)





Alperen Şahin İçin Adalet!

İzmir'in Çiğli İlçesi'nde, kreşe giden 3 yaşındaki Alperen Şahin, uyuduğu okul servisinde unutulunca havasızlıktan yaşamını yitirdi.

Eğer vicdanınız bu duruma duyarsız kalmayacaksa 1 dakikanızı ayırıp imzalayın,imzalattırın lütfen...


https://www.change.org/p/milli-egitim-bakanligi-alperen-sahin-icin-adalet?recruiter=52300822&utm_source=share_petition&utm_medium=copylink&utm_campaign=share_petition



Dostluk Üzerini İzlenmesi Gereken Film

Selamlar;

Şöyle ki ufak bir kaza geçirdim. Sağ gözüm,kaşım ve elmacık kemiğim biraz sorunlu oldğu için Cuma günü işe gidemedim. Tabi tek gözle kalınca eee tabi annemde bende olunca doya doya film,belgesel izledim.

Filmin adı Beaches.
Yayın tarihi21 Aralık 1988 (ABDYönetmenGarry Marshall Film müziğinin bestecisiBette MidlerGeorges Delerue detaylarınıda paylaştığıma göre bence vakti olan izlemeli. Dostluk üzerine komedi tarzı işlenmiş harika bir film. Tabi hemen en yakın dostumu etiketledim. Vayyy beee dedim böyle dostluklar iyi ki var. (Ezom iyi ki varsın)



Tabi okuduğum birde harika bir kitabı da paylaşmadan geçemeyeceğim. Bin Muhteşem Güneş.
Uçurtma Avcısı yazarından. Okurken o kadar çok içim burkuldu ki. Gerçekten kadın olmak zor bazı ülkelerde daha da zor.




Yardım grubumda bir aileye koltuk takımı gönderdik. O gün doyasıya keyfim yerine geldi.
Şimdilik paylaşacaklarım bu kadar.
Sağlıkla kalın :)

Frida Kahlo Hayranı Olmak

21 Maddede Frida Kahlo’nun İç Dünyasına Yolculuk

1. Doğum günü 7 Temmuz


Dört kız çocuğu bulunan bir ailenin üçüncü kız çocuğuydu. 6 Temmuz 1907 yılında Mexico City’nin güneyindeki Coyoacan’da dünyaya geldi. Ama o, doğum günü tarihini Meksika Devrimi’nin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 olarak kabul etti.

2. Tahta Bacak Frida


Frida Kahlo’nun sağlık sorunları daha çocukken başladı. Altı yaşındayken babasıyla çıktığı bir gezinti sırasında ayağı ağaç köklerine takıldı ve yere düştü. Bu olay sonrası çocuk felci geçirdi ve bir ayağı topal kaldı. Bu sakatlık nedeniyle kendisine “Tahta Bacak Frida” denmişti. Frida o günler için “Bir gerçek varsa o da bedenime acının ilk kez o gün girmiş olduğudur” dedi.

3. Karakteri okulda şekillendi


Frida, kendine takılan lakaplar yüzünden hayattan soğuyacak biri değildi. Dönemin en iyi eğitim veren kurumlarından Ulusal Hazırlık Okulu’na kaydoldu. Okulun Frida’nın hayatında önemli bir etkisi oldu. Okul onu, dönemin kültürel ve politik hayatına yakınlaştırmakla kalmadı, sonraları Meksika düşün hayatında etkin olacak isimlerle dostluk kurmasını da sağladı. Aynı dönemde anarşist bir edebiyat grubuna dahil oldu. Bu yıllar, Frida’nın karakterinin oluşmasında büyük rol oynadı.

4. İlk kazasını yaşadı


Tüm hayatını etkileyecek kazayı yaşadığında henüz 18 yaşındaydı. Okuldan eve dönmek için bir otobüse bindi. Yıl 1925, günlerden 17 Eylül’dü. Yanında o dönemki sevgilisi Alejandro Gomez vardı. Her zamanki gibi sıradan bir gün olması gerekiyordu ama olmadı. Bindikleri otobüs bir tramvayla çarpıştı. Otobüste bulunanların çoğu kaza sırasında hayatını kaybetti. Frida ölümden döndü ama bir demir çubuk sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkmıştı. Bunun yanı sıra vücudunda çeşitli kırıklar vardı.

5. Kadife elbise sana çok yakışıyor


Kaza sonrası hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Haftalar, aylar boyunca sürecek zorunlu yatak seansları başladı. Kırıklar nedeniyle uzun bir süre vücudunun büyük bir kısmı alçıda kaldı. Daha sonrasında alçının yerini demir korseler aldı. Yatağa bağımlı olduğu dönemde ailesi ona resim yapması için tuval ve boya hediye etti. “Aslında pek de önem vermeksizin resim yapmaya başladım” diyecekti Frida. Resme acılarını hafifletmek için başladı. Kendisini görebilmek için yatağının üstüne bir ayna koydurdu. O aynaya bakarak otoportreler yaptı. İlk çalışması kadife elbiseli otoportresi oldu.

6. Fil ile güvercinin aşkı başladı


Kaza sonrası 32 ameliyat geçirdi. Sayısız kere doktora göründü, acıları için çeşitli ilaçlar kullandı. İki yılın ardından yeniden ayağa kalkmayı başardı. Hayat mücadelesinin ilk turunu kazanmıştı. Resim yapıyor, arkadaşları ile çeşitli partilere katılıyordu. Bunlardan birinde fotoğrafçı arkadaşı Tina Modotti aracılığıyla dönemin ünlü ressamı Diego Rivera ile tanıştı. Diego, ünü Meksika sınırlarını aşmış bir ressamdı ve Frida, Diego’ya büyük bir hayranlık besliyordu. Ondan resimlerine bakmasını istedi. Bu, Diego ile yaşayacakları uzun ve fırtınalı aşkın da başlangıcıydı.

7. “…Diego kesinlikle çok daha yıkıcıydı”


Diego ve Frida, birbirlerinin hem aşkı hem de yoldaşı oldu. Zaten tanışmalarından kısa süre sonra da evlendiler. Her ne kadar ona aşkı yaşatmış olsa da en büyük acıları yaşatan kişi de yine Diego oldu. Frida, sonraları bu ilişkiyi tanımlamak için “Hayatımda iki büyük kaza geçirdim; biri Diego’ydu ve diğerinde ise bir tren az daha beni öldürüyordu. Diego kesinlikle çok daha yıkıcıydı” cümlelerini kuracaktı. Frida 1931 yılında, evliliklerini resmettiği bir tablo yaptı. San Francisco Kadın Ressamlar Topluluğu’nun yıllık sergisinde sanatseverlerin beğenisine sunulan bu tablo, onun bir sergide yer alan ilk tablosu oldu.

8. ABD’de Meksikalı bir kadın


İkili, Diego’nun aldığı resim siparişleri nedeniyle bir süre ABD’de yaşadı. Frida bu dönemde de resim yapmayı sürdürdü. Ama ABD günleri ilişkilerine pek de iyi gelmedi. Diego’nun sadakatsizlikleri Frida’nın canını yakıyordu. Her ne kadar Diego’dan sadakat değil bağlılık sözü istemiş olsa da, Diego’nun başka kadınlarla birlikteliğini kabullenmek düşündüğü kadar kolay olmadı. ABD ve Meksika arasında bölünmüş hayatını, 1933 yılında New York’ta yaptığı “My Dress Hangs There” isimli eserinde anlattı.

9. Doğmamış çocuğa resimler


Frida’nın hayatında en çok istediği şeylerden biri çocuk sahibi olmaktı. Sağlık sorunları nedeniyle bir kez çocuğunu aldırmak zorunda kaldı. Bunun üstüne art arda iki kez düşük yaptı. Frida Kahlo 1932 yılında yaptığı “Henry Ford Hospital” adlı eserinde, yaşadığı acıyı tüm yalınlığıyla tuvale aktardı.

10. Fotoğrafçı Muray ile uzun soluklu ilişki


Diego ve Frida birbirlerini çok seviyordu ama bu, başkalarıyla birlikte olmalarına engel değildi. Frida 1931 yılında Amerikalı fotoğrafçı Nickolas Muray ile tanıştı. Muray, Meksika’da tanıştığı Frida’ya tabiri caizse ilk görüşte âşık olmuştu. İnişli çıkışlı on yıllık bir ilişkinin ardından Muray, Frida’nın Diego’dan kopamayacağını kabullendi. Muray ilişkileri boyunca Frida’nın pek çok fotoğrafını çekti ve belki de Frida’nın en güzel portreleri hep Muray’ın elinden çıkanlar oldu.

11. Hiç aklımdan çıkmıyorsun ki!


Diego ve Frida’nın ilişkisi gün geçtikçe kötüleşiyordu. Diego’nun, Frida’nın ablasıyla birlikte olduğu iddiaları durumu daha da zorlaştırdı. Frida, Diego ile evlerini ayırdı. Frida çalışmalarına devam etti. Yurtdışında sergilere katıldı. Keyfi yerinde görünüyordu ama hep aklının bir köşesinde Diego vardı. Hatta Frida ona yazdığı bir mektupta duygularını şöyle tarif etmişti: “Seni sevmeye başladığım o günden beri acı çeken bir yüreğim var

12. İsyan, devrim, özgürlük!


Diego ve Frida, iyi birer ressam olmanın yanı sıra dönemin politik hayatının da etkin isimlerindendi. Her ikisi de Komünist Parti üyesiydi. Hatta ülkesinden sürgün edilen Lev Troçki, eşi ile beraber bir süre Meksika’da çiftin yanında kaldı. Ancak Troçki ve Frida’nın ilişki yaşadığı iddiaları bu ziyaretin kısa kesilmesine neden oldu. Troçki ve eşi, Coyoacan’da başka bir eve geçti. Daha sonra Troçki bu evde uğradığı bir suikast sonrasında hayatını kaybetti.

13. Ayrılık da sevdaya dahil


Diego ile evlerini ayırmıştı ama resmen boşanmamışlardı. Diego bir süre sonra bu ayrılığı resmiyete dökmek istedi. Bazı eleştirmenler, Frida Kahlo’nun yukarıdaki resmi boşanmanın etkisiyle yaptığını ve çok sevdiği saçlarını keserek kadının nasıl olması gerektiğine dair söylenenlere karşı ciddi bir eleştiri sunduğunu söyler.

14. Birkaç küçük sıyrık


Frida Kahlo’nun tablolarının her biri, hayatından bir kesite denk düşer. “Few Small Nips” isimli tablosu da bunlardan biri. Bu sefer tuvaline yansıyan, gazetede gördüğü bir haber oldu. Karısını bıçaklayarak öldüren adamın sözlerinden etkilenmişti Frida. Adam mahkemede kendini, “But it was just a few small nips!” diye savunmuştu. Bu sözlerden etkilenen Frida; yaşadığı acıları, çektiği ıstırabı başka bir kadının acısında buldu.

15. Rengi gören adamla rengi giyen kadının hikâyesi


Diego rengi gören adam, Frida da rengi giyen kadındı ve 1922 yılından beri…” Bu cümleler, Frida’nın Diego’ya yazdığı mektuplarından birinde geçiyor ve devam ediyor: “Yaşanan tüm saatlerden sonra. Vektörler asıl yönlerinde devam ediyor. Hiçbir şey onları durdurmuyor. Canlı histen başka bir bilgileri yok. Tek istedikleri bir yerde buluşana kadar devam etmek. Yavaşça. Büyük bir huzursuzlukla ama altın parçanın her şeye kılavuzluk ettiğine dair güvenle. Hücresel bir diziliş var. Hareket var. Işık var. Tüm merkezler aynı. Budalalık diye bir şey yok. Her zaman olduğumuz ve olacağımız gibiyiz. Aptal kadere bel bağlamıyorum
Yukarıdaki resimde merkezde Diego var, aynı hayatında olduğu gibi. Meksika tarihinden sembollerin de olduğu resimde Frida, Diego’yu sevgiyle kucaklıyor; hiç sahip olamadığı çocuğunu kucaklar gibi.

16. Acısı hiç dinmeyen “yaralı geyik”


New York’ta geçirdiği operasyon Frida’ya sağlığına yeniden kavuşacağına dair umut verdi. Ancak Meksika’ya döndükten sonra ağrıları dinmedi. Hem fiziksel hem de mental olarak ağrılarla boğuşan Frida, derin bir depresyona girdi ve “The Wounded Deer” isimli tablosunda kendini geyik vücudunda resmetti. Vücuduna oklar saplanmış bir halde ormanda gezinen bu geyik, Frida’nın içinde bulunduğu ruh halini de gözler önüne serdi. Bu tabloda çaresizlik ve umut bir aradaydı. Kimi eleştirmenler, bu resimde Frida’nın kaderini değiştirme gücü olmadığını anlatmaya çalıştığını söyler.

17. Gözyaşları sel oldu tuvale aktı


1944 yılında Frida, kırılan kemiklerinin iyileşmesi için 5 ay boyunca çelik bir korse giymek zorunda kaldı. “The Broken Column” adlı eserinde kendini bu çelik korseyle birlikte resmetti. Diğer resimlerinden farklı olarak bunda ne renkli arka planlar ne hayvanlar ne de başka bir şey vardı. Frida yalnızdı ve acı içindeydi.

18. İki kadın tek Frida


Diego ile ayrılığın acısı öyle büyüktü ki, Frida’nın elinde bu acıyı hafifletmenin tek bir yolu vardı; resim. Frida, “Two Fridas” adlı tablosunda, o dönem yaşadığı ikilemi, öfkeyi aynen ortaya koymuştu. Tabloda yer alan iki kadın, Frida’nın iki halini sembolize ediyordu. Sağdaki kadın daha geleneksel bir kıyafet içindeydi ve elinde Diego’nun çocukluk resmini tutuyordu. Soldaki kadın daha Avrupai bir kıyafete sahipti. Kadınlar birbirine kalpten bağlıydı. Soldaki kadın elindeki makas ile kalbinin kanamasını durdurmaya çalışıyordu ama elbisesi kana bulanmıştı bile. El ele tutuşmuş, oturdukları yerden bizlere bakan bu kadınların tek dostu, yine kendileriydi.

19. Mücadeleyi hiç bırakmadı


1950’li yıllara gelindiğinde sağlık durumu daha da kötüleşmişti. Omurgasındaki sorunlar nedeniyle 9 ay hastanede yattı. 1953 yılına gelindiğinde hayat Frida için pek de cömert sayılmazdı. Yurtdışında sergiler açmış bir ressam olarak ülkesindeki ilk sergisini o yıl gerçekleştirebildi. O dönem yataktaydı ve kesinlikle çıkmaması gerekiyordu. Ancak Frida’nın, kendi ülkesindeki ilk sergisinin açılışını kaçırmaya hiç de niyeti yoktu. Madem yataktan çıkamıyordu, o halde yatağı ile sergiye giderdi. Aynen öyle yaptı. Ancak birkaç ay sonra sağ bacağını kaybetti.

20. Yaşasın Hayat!


Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te akciğer embolisi nedeniyle hayatını kaybettiğinde henüz 47 yaşındaydı. Geride 55’i otoporte olmak üzere 143 tablo bıraktı. Öldüğü yıl yaptığı “Yaşasın Hayat” isimli bu tablo, onun hayata bakışını özetler gibiydi.

21. Bonus: Karşınızda Frida




ÇIKARCI,YALAN,DOLAN NE ARARSAN VAR DEDİKLERİNDEN!

Merhaba;

Hayatımın o kadar ''Hadi canım bu kadarda değil! '' dönemindeyim ki. Her an kendimi sorguluyorum. Acaba ben mi hatalıyım? Ben mi yanlış düşünüyorum? Ben mi abartıyorum?
Ama bakıyorum ki her geçen gün söylenenler,yazılanlar,çizilenler,davranışlar,riyakarlıklar...

İnsanlar için verdiğiniz emek,değer,zaman gerçekten anlamsızmış. Şimdi yazıyı okuyanlar ''kime söylüyor acaba?'' diye düşünürken ben yardımcı olayım. İyi insan olmayı başaramayan herkese bu cümlelerim. Sana,bana,ona. Size,bize,onlara. Evet ta kendisi kendime de! En çokta kendime. Niye mi?
Kendimce o kadar çok haklı olduğum nokta,o kadar çok haksızlığa uğradığım anlar var ki. Yinede neden bunları yaşamak için çaba sarf ediyorum diye kızıyorum.

Görüyorsun, bakma!
Okuyorsun, görme!
Duyuyorsun ,dinleme!
Gidiyorsun, gitme!

Zaten değmeyecekken neden bu kadar emek veriyorsun. Ben bu kadar kötüysem neden etrafımda bu kadar güzel yürek var diyorum. Demek ki zorlayan taraf ben değilmişim. Birazda suçlamayı bırakıp kendinizi dinlerken bulsanız? Zamana yayılanlara bir baksanız aslında şeytanlaşmış yüreğinizi biraz ritme sokarsınız.

Ben artık görmüyorum,duymuyorum,bilmiyorum dedikçe ısrarla gör,duy,bil ve bizi yerin dibine sok diye ısrar edenlere:

Belki buradan denk gelir okursanız. Evet sizi artık görüyorum,duyuyorum ve biliyorum. Ama sizin görmemi duymamı ve bilmenizi istediğiniz gibi değil! Sadece kendi bildiğim ve öğrendiğim gibi.
Biliyor musunuz o kadar zor zamanlardan geçtim ki? Çok düştüm,çok çabaladım ve her defasında ayağa kalkmayı başardım. Hatta bir öncekinden daha güçlü.Siz sadece bakar iç geçirir ve hasetliğinize devam edersiniz. Zorlamayın bir başkası gibi olmanız için onun kadar emek verip,güzel düşünmeniz lazım.

Yazarken hiç öfkelenmiyorum. Ne güzel değil mi? Sakince düşüncelerimi yazıma dökebiliyorum. Deneyin gerçekten belki başarabilirsiniz.
He birde isteseniz de başaramayacaklarınız var. Ne gibi mesela mükemmel bir eş,doğru yetiştirdiğim bir evlat. Hep yanımda,yöremdeler. Beni hep destekleyip sevgileri ile ödüllendirdiler.

Boş oyunlarınız için harcayacağınız zamanını daha iyi şeyler için değerlendirin. Hayat her saniye paylaştığınız gibi mükemmel değil. Görmemek için kör olmak lazım. Evet benimde zor zamanlarım oluyor o zamanlarımı da yansıtıyorum,paylaşıyorum. Çünkü insanım! Bak kan kusup kızılcık şerbeti içtim diye bir dünya yok.

Son olarak yaşattığınızı yaşayın derken yaşadığınızı ve yaşayacağınızı biliyorum. Bazıları için zaman var. Sadece bekliyorum ;)





HALA OLDUM BEN



DÜNYAMA HOŞGELDİN İNANÇ DEMİR’İM;

Varlığını öğrendiğim ilk andan itibaren yüreğini yüreğime koydum kuzum. Senin var oluşunu hissetmek çok başka bir dünya oldu. Tıpkı anne olacağımı öğrendiğim zaman ki tarifsiz duygularda boğuldum. Artık gerçekten hala olacağımı hissettim.

Cennet kokulu yavrum;
Her çocuk kendi karakteri ile dünyaya gelir. Sen ismin gibi güçlü birisin. Ben buna inanıyorum. Hayata karşı duruşun, imajın ve gücün olacak. Benim minik mucizem, seni kucağıma alacağım ilk anı defalarca hayal ettim. Dünya ile tanıştığın ilk anda,  o an heyecandan ağzımdan fırlayacak kadar hızlı çarpacak olan kalbimi rahat duyabilmen,  kendini güvende hissedebilmen için seni göğsüme yatırmak istiyorum. Bizi dünyanın en mutlu insanları yaptın.Kimi zaman korkuttun hıçkırıklara boğdun ama çoğu zaman o minicik yüreğinle sevinç gözyaşları döktürdün…Bize sabretmeyi beklemeyi öğrettin,küçücük şeylerden mutlu olmayı öğrettin.sevginin gerçek anlamını öğrettin.Hiç dokunmadık sana, senin sesini duymadık, kokunu hissetmedik,görmediğimiz halde delice bağlandık,sevdalandık, senin üzerine hayaller kurduk,sen bir mucizesin,armağansın.
Hep dua ettim. Hep iyileri söyledim içimden. Tüm dualarıma birden şimdi kocaman bir amin yeniden, amin…


Seni çok seviyorum Demir’im…
Halan.

06.06.2017

NASIL ÖZLEMİŞİM YAZMAYI

Herkese Merhabalar;

Uzun süre oldu yazamıyorum,yazamıyorum,yazamıyorummmm :(

Çok fazla yoğunluk içerisindeyim. Gün içinde içinde iş ile alakalı,akşam vakitlerinde ise ev ve çocukla alakalı.
Görüşmeyeli nasılsınız bakalım? Oruçlu olanlara sıhhat ve sabır diliyorum.
Bizde durumlar biraz değişiklik gösterse de aynı diyebilirim.Yıllık izne bu yıl ani bir karar ile erken çıktım. Zaten 9 gün gibi bir sürem kalmıştı. Biraz sağlık sorunlarım için birazda gerçekten zor bir sene geçirdim kafamı ve bedenimi dinlemem gerektiğini hissettim. Evde,dinlenerek,oğlumla ve sevdiklerimle vakit geçirerek harcadım gitti. Tabi sağlık için ayırdığım zamanda cabasıydı. Kanser tetkiklerimi tamamladım. Ufak tefek kontrol altında olması gereken kistlerim çıktı.Dikkat etmem gerektiğini öğrendim.Bakalım sonuç neyi gösterecek.
Bu arada bayanlara özellikle yeri gelmişken söyleyeyim. Aile Hekimliklerinde zorunlu ve ücretsiz rahim ağzı kanseri tarama testi yapılıyor.Mutlaka gidin ayağımıza kadar gelmiş ihmal etmeyin.

Bu zaman zarfında evliliğimizde 7.yılımızı sessiz sedasız kutladık.Önümüzde ki yıllar için bol sağlık ve aşk,sadakat,sayı ve sevgi diledik.

Okumalarım geçen yıla göre çok düştü :( Maalesef ki çok istememe rağmen okuyamıyorum. Elime aldığım her kitap yarım kalıyor.Film desen bir iki bir şey izliyorum. Fi dizisi ilgimi çekiyor takipteyim.
Öyle işte. Bende durumlar böyle.

Sevgiyle,sağlıcakla kalın...